Tumblelog by Soup.io
Newer posts are loading.
You are at the newest post.
Click here to check if anything new just came in.

February 04 2012

Otizm hakkında bir video…

Post image for Otizm hakkında bir video…

Son dönemde izlediğim en bilgilendirici kampanya videosu. Otizm nedir, ne değildir?

Beni koşulsuzca sevin! from Tohum Otizm Vakfı on Vimeo.

November 29 2011

Sokaktaki Kurabiye Canavarı

Post image for Sokaktaki Kurabiye Canavarı

Timm Schneider’ın ‘gözler‘ projesinden… Farklı versiyonları da aşağıda.

Amerika’nın görünmeyen yüzü: Beyaz, yoksul ve göçebe…

Post image for Amerika’nın görünmeyen yüzü: Beyaz, yoksul ve göçebe…

Bell Hooks‘un ‘Where We Stand: Class Matters‘ isimli kitabında okuduklarımdan sonra Amerika’da Afro-Amerikan ve beyazları birbirinden ayıran hassas ve ince bir çizginin varlığı daha bir belirginleşmişti gözümde. Yani, Amerika’nın görünmeyen ya da görünse de pek silik olan yüzü: Beyaz, yoksul ve kimi evsiz kimi göçebe yaşayan; belirli normlar etrafında kendi habitatları dışından fark edilmeyen cemaatleri. Debra Granik’in Winter’s Bone isimli filminde de kendini hissettiren o yaban, yabancı ve korunaklı ve bizim bildiklerimizden hayli farklı bir sistem içinde gelişen hayatları özetleyen kareler aşağıdakiler de.

Fotoğrafçı Daryl Peveto‘nun çarpıcı ve göz alıcı fotoğrafları eşliğinde, konuyu anlamak biraz daha mümkün… Bütün seri için

2 3 5 6 7 8

Fubiz

November 28 2011

Karavan ve bungalov tatilinin daha bir lüks versiyonu

Post image for Karavan ve bungalov tatilinin daha bir lüks versiyonu

Hüttenpalast, Berlin’de yeni açılan bir konsept otel. Konseptin olayıysa: Otelin odalarının karavan ve bungalov olarak dekore edilmiş olması. Karavan ya da bungolov deneyimini daha bir konforlu ortamda yaşamak üzere… Açık havada değil de dört duvar arasında bir karavanda uyumanın anlamı var mı, bilemedim…

guerrilla innovation

İnsan vücundaki orman! Peki sebep?

Post image for İnsan vücundaki orman! Peki sebep?

Levi of Veluw‘dan esinle insan vücudunu bir orman gibi tasvir eden kitap kapağı çalışması. Alman tasarım kolektifi Autobahn‘ın işi…

Graffiti tadında kol saatleri

Post image for Graffiti tadında kol saatleri

Seahope Watches markasının kreatif ajans LTD EDN ile ortaklaşa yaptığı ve Pale Horse (Amerika), Shin Tanaka (Japonya), Jon Burgerman (İngiltere), eBoy (Almanya), Japi Honoo (İtalya), BEASTMAN (Avustralya) gibi sanatçıların işbirliği sonucunda ortaya çıkan şahane saatler bunlar… Her modelden 100 adet üretiliyor ve War Child isimli; dünyanın dört bir yanından savaşlarda zarar gören çocuklar için çalışan projeye destek amaçlı olarak satılıyormuş.

Kasetin ölümü…

Post image for Kasetin ölümü…

This is Colossal‘da gördüğüm ‘Death of the Cassette’ Ali Güleç‘in işiymiş… En az diğer çalışmaları kadar cool…

iPhone sahiplerini 7 tipte kategorize etmek

Post image for iPhone sahiplerini 7 tipte kategorize etmek

Popüler kültür ıvır-zıvırlarını kategorize etmeye bayılıyorum! (iPhone’a mı ‘ıvır-zıvır’ diyorsun, fikriyle gelecek yeni okuyucu öncelikle sana bir not: Ivır-zıvır iyidir, yandaki kategorilerimizden birinin adıdır, severiz yani ‘ıvır-zıvır’ı…) Konuyu uzatmadan aşağıda detaylıca incelenebilecek çalışmayı paylaşmak isterim. 7 adet ana kategori 7 adet iPhone kullanıcısı. Sen hangisisin?

(7 kategori içinde yer alan tiplemeleri özetle şöyle anlatabiliriz: İşin geyiğindeki ‘Eğlenceli Çocuk‘; iPhone’un özelliklerinden ziyade trend olmasıyla ilgilenen ‘Kıymet bilmez‘; tuvalete bile iPhone’u olmadan gitmeyen, her türlü uygulamayı kullanan ‘İşin bokunu çıkaran‘; Blackberry’si ile iPhone arasında kalan ‘Görev adamı‘; adı üzerinde ‘Hacker‘; iPhone’la aynı ortamda olması şaşırtıcı görünen ‘Alakasız Adam‘ ve iPhone’dan bir türlü vazgeçmese de dırdırı bitmeyen ‘Bıdıbıdıcı

Detaylı incelemek için:

Apple Trend

‘Kanlı’ geri dönüş

Post image for ‘Kanlı’ geri dönüş

Ergen aşklarına ‘vampir’li sosu katan ‘Alacakaranlık’ serisinin ilk filmi gösterime girdiği dönemde yürekler hop oturup hop kalkmıştı, hatırlarsınız. Konseptin ergenliğine aldırmadan koca koca adam ve kadınlar bile ‘vampir’ etkisine kapılmış: Kimi sinema salonuna ışıklar söndükten sonra sıvışmış, kimisi de göğsünü gere gere filmi izlediğini itiraf etmişti. Tabii hayatımızdaki bu yarı kanlı yarı romantik vampir etkisinin üst düzeye çıkmasında televizyon dizilerinden reklam sektörüne kadar içimizin dışımızın vampir olmasının da etkisi vardı.
Konuya gelirsek… Alacakaranlık serisinin şimdilik son filmi, vesilesiyle ‘kanlı’ tasarımlar, ürünler ve tanıtımlar bir kere daha huzurlarda…
Mesela İtalyan Giovanni Castelli ve Antonio Zuddas’ın yaratığı ‘Blood Concept‘ isimli parfüm serisi. Filmle ilgisi olsa da olmasa da ilk bakışta ‘vampir’ konseptini çağrıştırdığı açık. A, B, AB ve 0 olmak üzere farklı kan gruplarına uygun olarak şişelenen parfüm serisinin her bir ‘kan grubu’ farklı kokuyor.

Bir başka kozmetik ürünü de kan serumu şeklinde tasarlanmış duş jeli. Spinninghat.com adresinde satılan duş jelinin vampir çeken bir etkisi varsa, evde yalnızken duşa girmemenizi öneririz. Devam edelim…

Meijer.com adresinde saç kurutma makinesinden saç maşasına ‘Alacakaranlık’ baskılı ürünler su gibi satıyor. Kozmetiği, modası derken bir süre daha sıkça vampirli tantana olacak gibi. Aslına bakarsanız aynı şeyin ısıtılıp ısıtılıp tekrar önümüze ürülmesi fenalık getirdi. En iyisi mi gerçek ve esaslı cool vampirlere dönelim…

Slice: Günlük araç-gereçlerde minimal tasarım

Post image for Slice: Günlük araç-gereçlerde minimal tasarım

Linkedin sayesinde haberdar olduğum Slice Kaliforniya’lı bir tasarım firması. Portfolyosu Alfredo Muccino, Karim Rashid, Yves Behar, Michael Graves ve Scot Herbst gibi başarılı tasarımcıların mektup açacağı, cımbız, kağıt makası gibi günlük işlerde kullanmak üzere tasarladıkları ürünlerden oluşuyor. Minimal ve yalın çizgisine bayıldım…

November 23 2011

Ivır-zıvır adam!

Post image for Ivır-zıvır adam!

Kolombiyalı sanatçı Frederico Uribe, işlerinde bozuk para, kilit, bilgisayar tuşları, ayakkabı bağı, vida gibi ‘ıvır-zıvır’ malzemeler kullanıyor ve ortaya çıkan sonuçlar son derece renkli görünüyor.

Federico Uribe from Pelicruise Film Group on Vimeo.

Belgesel: Willy DeVille

Post image for Belgesel: Willy DeVille

Bir dahiyi geç keşfetmiş olmanın burukluğu içerisindeyim… Willy DeVille… Karşıma çıkardığı için Danderous Minds‘a müteşekkirim. Willy DeVille gerçek bir sanatçı, yaptığı müzik kategorilenemiyor bile… Spanish Americana anlatmaya pek yeterli olmasa da en iyi tanımlayan şimdilik bu… Vaktinizi ayırıp ‘97 de çekilen bu yarım saatlik belgeseli izlemenizi öneririm… Kesinlikle güzel bir yolculuk…

Dün gece Blogger’s Base’te tek bir konu vardı: Steve Jobs

Post image for Dün gece Blogger’s Base’te tek bir konu vardı: Steve Jobs

Bir Sohbet Var’ adlı etkinlikte Avea Genel Müdür Yardımcısı Ali Yılmaz, Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık ve Domingo Yayıncılık’ın kurucusu Murat Arayıcı, Steve Jobs’ın hayatını masaya yatırdı

Patrick Özdemiroğlu / İstanbul

Merhaba. Bu kez İstanbul’dan bildiriyorum. Çok güzel bir etkinlik için Galata’daki Blogger’s Base’teydim dün gece. Biliyorsunuz haftalardır teknogaste okurlarına New York’tan Steve Jobs’un hayatını anlatıyorum, onun enine boyuna tartışıldığı bir etkinliği kaçıramazdım.

Blogger’ların markalarla bir araya geldiği keyifli bir mekan Blogger’s Base. Evinizin içinde Cafe Nero olduğunu, o evin de eğlenceli ve renkli bir şekilde dekore edildiğini düşünün. O kadar canlı renkler var ki Blogger’s Base’te, Instagram’da fotoğrafını çektikten sonra filtre kullanmanıza bile gerek kalmıyor. O kadar hareketli bir dekorasyon var ki, bir koltuğun ayağını kırdığınızda altına dergi koyuyorsunuz ve tuhaf şekilde şık duruyor.

İşte bu güzel mekan dün gece cep telefonu operatörü Avea’nın desteklediği “Bir Sohbet Var” etkinliğine ev sahipliği yaptı. Steve Jobs’ın hayatını konu alan biyografi kitabının temel alındığı sohbette Avea Genel Müdür Yardımcısı Ali Yılmaz, Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık ve kitabın yayıncısı Domingo’nun kurucu ortağı Murat Arayıcı, Apple kurucusunun hayatını masaya yatırdı.

Sadece biyografi değil bir tarih kitabı
Steve Jobs’ın hayatı sadece saplantılı bir dahinin yaşam öyküsü değil, teknolojinin ve bilgisayarın da gayri resmi tarih kitabı aynı zamanda. Bu realite, Jobs’ın hayatını tutkulu bir şekilde konuşmak isteyen konuşmacıların ve izlemeye gelen blog yazarlarının ortak paydasıydı aslında.

Bu yüzden sohbet kameralar açılmadan başladı. Konu Steve Jobs’tı. Kameraların açılması ve moderatör Şükrü Andaç’ın “Başlıyoruz” demesi az önceki sohbetin sıcak havasını hiç etkilemedi diyebilirim.

Oksijen maskesi bile kusursuz olmalı
İlk sözü Avea Genel Müdür Yardımcısı Ali Yılmaz alıp ve çok önemli bir konuya parmak bastı: “Hepimiz okuduğumuz kitap ya da izlediğimiz filmdeki ana karakterle özdeşleşmeye çalışırız. Onun içindeki iyi tarafı ararız. Ancak bu karakter iyi değil.. Ama insanlık için iyi şeyler yaptı”

Evet, Yılmaz’a katılmamak elde değil. Steve Jobs bir dahi. Ama o bir anti-kahraman. Son zamanlarda TV dizilerinde anti-kahramanlar oldukça popüler. Doktor House, Patrick Jane ve hatta belki Behzat Ç. gibi sonuca ulaşmak için her türlü yolu mübah gören dahi karakterler… Onları izlemekten zevk alıyoruz, ama birlikte yaşamak ya da çalışmak zorunda kalmak istemezdik sanırım. Steve Jobs’ı da biraz o kategoriye sokabiliriz işte.

Ali Yılmaz’ın kitaptan verdiği bir örnek de Jobs’ın karakteri hakkında en önemli ipuçlarından biri. Steve Jobs artık hastalığın son safhalarında ve ölüme yakınken bile içini yiyen hırs ve saplantısından ödün vermiyor. Nefes alamıyor ama doktorların taktığı oksijen maskesini reddediyor. Nedeni ise tasarımını sevmemesi. Sonrasında 10 farklı oksijen maskesi getiriliyor, Jobs onlardan birini beğeniyor ve nihayet kullanmalarına izin veriyor.

Avea Genel Müdür Yardımcısı’nın bir başka dikkat çektiği konu ise Steve Jobs’ın evlatlık olması. Yılmaz, Jobs’ın bu yüzden tüm hayatı boyunca bir kimlik arayışı içinde olduğunu belirtiyor. Hindistan’da geçirdiği yıllar, Zen öğretisine duyduğu merak ve içe dönüş çabaları bunun önemli göstergeleri…

Steve’in başarı formülü
Söz bu noktada Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık’a geldi. O da Jobs’ın başarılı olmasının formülünü açıkladı aslında: “Birlikte çalışması zor olan yaratıcı insanları biraraya getirip, aynı firma çatısı altında toplayarak ortak hedefe doğru yönlendirebilmek.”

Bu çok doğru bir tespit gerçekten. Jobs’ın yaptığı işe duyduğu tutku, bunu anlatırken yaşadığı coşku hem ekibinden daha fazla verim almasına yol açıyor hem de birçok kaliteli insanı onunla çalışmaya ikna etmesinde anahtar rol oynuyor. Şükrü Andaç’ın araya sıkıştırdığı örnek de burada cuk oturuyor: “Steve Jobs, Pepsi Başkanı John Sculley’i Apple’a gelmesi için ikna etmeye çalışırken şu sözüyle işi bitiriyor: ‘Hayatının geri kalanını şekerli su satarak mı geçirmek istersin, yoksa dünyayı değiştirme fırsatına sahip olmak mı istersin?’”

Tabi Sculley’nin onun Apple’dan ayağını kaydıracağını bilse bu kadar ikna edici olmaya çalışır mıydı, bilinmez…

Türkiye’de Steve Jobs var mı?
Peki Türkiye’den bir Steve Jobs çıkar mı? Ülkemizde çok yetenekli ve girişimci gençlerin bulunduğunu söyleyen Cömert Varlık bu soruyu yanıtlarken şu çarpıcı örneği verdi: “Türkiye’de 5 yıl önce Twitter kurulmak istenseydi. Bunun 5 yıl boyunca bir gelir modeli olmayacak ancak değeri 5 milyar dolara gelecek denseydi. 300 milyon dolar yatırım istense, bu mümkün olur muydu?.. Yetenekli gençlere ortamı da yaratmak gerekiyor.”

Ali Yılmaz ekledi: “Silikon Vadisi’ne doğmuş olmak da önemli”

Eşek şakası uzmanı Steve Jobs
Steve Jobs, dahi, huysuz, zalim, takıntılı, mükemmeliyetçi… Bunlar bilinenler. Pek konuşulmayan bir yönü daha var. Bunu da Ali Yılmaz hatırlattı bize: “O bir eşek şakası uzmanı. Ortağı Steve Wozniak’ta da onu görüyor. Woz daha teknolojiye yatkın. TV’de anten yayınını kesen bir kumanda üretiyorlar. İnsanların evine gidip TV görüntüsünü bozup şakalar yapıyorlar..”

Evet, sanırım iyice anlaşılmıştır. Önümüzde oldukça karmaşık bir adam var.

Jobs’vari bir başarı hikayesi: Domingo
Walter Isaacson’un kaleme aldığı Steve Jobs biyografisi ABD’de 1 haftada 375 bin adet sattı. Domingo çok büyük bir yayınevi değil. Peki bu kadar önemli bir kitabın yayın haklarını dev yayın evlerini ekarte ederek nasıl alabildi?

Söz şimdi Domingo’nun kurucu ortağı Murat Arayıcı’da. Arayıcı yukardaki soruya kısa ve net bir yanıt verdi: Tutkuyla.

Domingo yayıncılık Steve Jobs’ın kitabının haklarını yine Jobs’vari bir duygu sayesinde kazanıyor. Bu duygu gerçekten önemli. Küçük bir yayınevi olmalarına rağmen kitabın haklarını veren ajansı Apple’a olan tutkularını göstererek ikna ediyorlar. Daha önce bir kitap için iphone uygulaması geliştiren ilk yayınevi olmaları da oldukça işlerine yarıyor. Ancak yollanan baklavaların gücünü de es geçmemek gerekiyor.

Peki Türkiye’de kitabın satış rakamları nasıl? Murat Arayıcı’dan aldığımız resmi rakamlara göre kitap 1 haftada 2. baskısını yaptı ve şu ana kadar 35 bin adet satış rakamına ulaştı bile. Kurumsal satışları dahil ettiğimizde bu sayının 50 binlere yaklaştığını öğreniyoruz. Gerçekten önemli bir başarı hikayesi bu.

Türkiye’de kaç iphone var?
Rakamlara dalmışken Ali Yılmaz’dan da önemli istatistikler öğreniyoruz. Yılmaz Türkiye’ye yolcu refakatinde 1 milyon cihaz girdiğini açıkladı. Resmi rakamlara göre ise Türkiye’de 600-700 bin iphone mevcut. Ülkedeki tabletlerin yüzde 85′ini ise ipad’ler oluşturuyor.

Türkiye’ye 1 milyon cihaz girmesi önemli bir veri. Bunun en önemli nedeni yurtdışı ve yurtiçi fiyatları arasındaki önemli fark. Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık, bu farkın azaltılması için önemli ölçüde çaba gösterdiklerini belirtti. Bilkom, “fiyatları Avrupa seviyesine yaklaştırma” dedikleri strateji ile aradaki farkı adım adım azaltma amacında. Ancak taşıma ve 2. yıl garanti gibi maliyet kalemlerine vergilerin de eklenmesi fiyatların eşlenmesinin önündeki en büyük engel olarak duruyor.

Bu güzel sohbetten benim size aktaracağım notlar bu kadar. “Bir Sohbet Var” etkinliğinin video kayıtlarını da gün içinde sizinle paylaşacağız.

Hoşçakalın.

Kaynak:Teknogaste

 

November 22 2011

New York sokaklarında Vol V: Metro müzisyenleri – You Bred Raptors?

Post image for New York sokaklarında Vol V: Metro müzisyenleri – You Bred Raptors?

Güney Cüceloğlu (@donuzny), bizibozmaz’a New York’tan’dan destek atan ve şahane işlerini çok sevdiğimiz bir fotoğrafçı… Güney, sokaklarda tanışıp bir şekilde ‘rahatsız’ ettiği insanları fotoğraflıyor, kendi blogunda yayınlıyor ve bizimle de paylaşıyor.

***

New York City’de metro kullanmadan, metrolarda da müzisyenlerle karşılaşmadan yaşayamazsınız! En parasız günde bile, gördüğüm her müzisyene birkaç dolar yardımda bulunup ekonomimi sarsmam dışında hiç de şikayetçi olmadığım bu durum sayesinde çok sevdiğim müzisyenlerle tanıştım, albümlerini satın aldım, bazılarını bar / venue konserlerinde izledim. Henüz, metrolarda keşfettiğim müzisyenlerden köşeyi dönen olmadı ama 3 gün önce Union Square istasyonunda keşfettiğim, oracıkta, ayakta 45 dakika dinleyip fotoğraflarını çektiğim ‘You Bred Raptors?’ için durumun farklı olacağını düşünüyorum.

8 telli bas gitar, çello ve davuldan oluşan grup artık öğrenilemeyecek kadar çok Rock çeşidinden birisini icra ediyor. Ben diyeyim indie siz deyin psychedelic. Şarkı aralarında değiştirdikleri harika maskeleri ile görsel olarak da ilgi çekici olan grubun fotoğraflarını çektikten sonra kendilerine Facebook sayfaları üzerinden ulaştırdım, hemen cevap yazıp 22 Kasım Salı günü Herald Square‘deki performanslarına davet ettiler! Gidip, performans öncesinde kendileriyle tanışıp daha iyi fotoğraflar çekmeye çalışacağım.

YBR? yani You Bred Raptors? grubunu takip için Facebook Fan Page linkini kullanabilirsiniz. Muldoon isimli albümleri Spotify üzerinden dinlenebiliyor, Youtube vb. kaynaklardan da kayıtlarına ulaşabilirsiniz. Bütün albüme bayılmış olsam da ‘By Hook or By Crook’ ve ‘Magellan’ sanırım en çok aklımda yer eden parçalar oldu. Bu çocuklara bir şans verin!

***

Bizibozmaz notu: ‘You Bred Raptors?’ın internet sitesinde göz atmalı… Zira aşağıdaki video hayli keyifli.

You Bred Raptors Subway Series from John F. McClellan on Vimeo.

Güne renk katacak bir stop motion müzik klibi: Hudson – ‘Against The Grain’

Post image for Güne renk katacak bir stop motion müzik klibi: Hudson – ‘Against The Grain’

Melbourne’dan Hudson isimli bir indie müzisyenin ‘Against The Grain’ isimli şarkısı için, VJ Dropbear‘ın çektiği çekilen stop motion video. Renkli kalemler, renkli bir dünya, renkli bir gün filan…

Hudson – Against The Grain from Dropbear on Vimeo.

Fazla duygusal bir Facebook kitabı daha

Post image for Fazla duygusal bir Facebook kitabı daha

Daha önce Facebook Ego Book’tan bahsetmiştim… Şimdi de karşıma ‘The Social Memories…’ (Üç noktanın yerine kitabı hazırlayanın ismi geliyor!) isimli kitap konsepti çıktı. Şu adresten olaya girip, kendi kitabınızı hazırlıyorsunuz… Çok anlamlı bir iş olduğunu düşünmesem de hatta fazla duygusal bulsam da anlatmadan geçmek olmazdı.

November 21 2011

3D LEGO sokak sanatı…

Post image for 3D LEGO sokak sanatı…

Leon Keer ve Planet Streetpainting… Gördüğünüz işi yapan onlar. Florida’da düzenlenen Sarasota Chalk Festival‘de yaptıkları bu 3 boyutlu LEGO graffitisine ‘bravo’ demekten başka sözüm yok.

Twisted Sifter

Bansky’den, Monopoly üzerinden ‘Occupy London’ yorumu

Post image for Bansky’den, Monopoly üzerinden ‘Occupy London’ yorumu

Pek de yorum yapmaya gerek yok. Monopoly’nin esas adamı Rich Uncle Pennybags’in son vaziyeti!

Zeutch

Darth Vader ruhunu ‘corporate’ dünyaya teslim etti!

Post image for Darth Vader ruhunu ‘corporate’ dünyaya teslim etti!

Son dönemde izlediğim en iyi video! Darth Vader’ın ruhunu corporate dünyaya teslim ettiği ‘o’ anlar!

The Denver Egotist

November 16 2011

Çay aromaları ve Moleskin…

Post image for Çay aromaları ve Moleskin…

Çayla aram hiç olmasa da sanatçı eskiz defteri konseptinin güzelliği ve Moleskin‘in popüler kültüre sunduğu yaratıcı kaynaklar sebebiyle pek beğendim. Kathrin Jebsen-Marwedel yapmış… Almanca olduğu için sanatçının kişisel yorumları nedir anlamadım! Olsun, yeterince iyi görünüyor… Diğer Moleskin serileri de burada

Anlayanlar için detay görünüm

Definitely Dope

Older posts are this way If this message doesn't go away, click anywhere on the page to continue loading posts.
Could not load more posts
Maybe Soup is currently being updated? I'll try again automatically in a few seconds...
Just a second, loading more posts...
You've reached the end.

Don't be the product, buy the product!

Schweinderl